Görünmeyen Machiavelli

Bazı eserler öylesine ünlenir ki hem yazarının hem de diğer eserlerinin önüne geçer. Hükümdar bunlardan biridir ve Machiavelli’nin tüm yazdıklarını bir yorumlar tekeline mahkum etmiştir. Söylevler de Hükümdar’a karşıt sanılan bir görüşle, ama aynı anlam havuzuna çekilerek okunur ve diğer eserleri göz ardı edilince, öteki Machiavelli de ‘görünmez’ olur. Ezberlerden kurtulmak için, Hükümdar ve Söylevler, edebi ya da değil, Machiavelli’nin diğer metinlerine gönderilerek yorumlanmalıdır. Böylece sığ bir Makyavelizm saplantısını, Hükümdar’da ilkesizce otoriter Söylevler’de ise özgürlükçü sanılan iki ayrı Machiavelli yanılsamasını, ikincisine yakıştırılan ‘cumhuriyetçiliği’ ya da ‘halkçılığı’, bunların üstüne oturtulan ‘karma yönetim’ efsanesini sorgulamak mümkün olur. Bu yaygın okumada, Niccolò Machiavelli’nin Epikurosçu-Lucretiusçu yanı belirir ve idealist-düalist-teleolojik-tabii hukukçu felsefe karşısındaki gerçekçiliği, onu kuşkucular, göreciler, belirlenimciler ya da maddecilerle, İbn Rüşd, Vanini, Montaigne, Spinoza, Sade, Darwin, Marx, Nietzsche… gibi adlarla yönetim-karşıtı bir hat üstüne oturtur. Kendi deyimiyle ‘komik ve trajik tarihçi’ Nicomaco da oradan her hükümdara ve hükümranlık düşkünü ne alaycı ve karamsar bakar.

 350,00  262,50
Görüntüle

İnsan Hakları Paradoksu: Özne ve Siyaset

Uzun zamandır hukuk ve siyaset ilişkisini insan haklarına gönderme yapmadan konuşamadığımız bir dünyada yaşıyoruz. Bunun, siyaseti insan hakları söyleminin ve hukuki kategorilerin ufku ötesinde kavrama yetimize mal olduğuna ilişkin uyarıların tarihi de çok kısa değil. Öte yandan özellikle son otuz yıldır giderek yükselen özcülük karşıtı sesler, indirgemeci soyutlamalara karşı direnen varolma halleri, eleştirel ama olumlayıcı tekniklerle insan haklarının dilini sürekli olarak yeni baştan kuruyor. Güç ilişkilerinin karmaşıklığı ve sonsuzluğu içinde kimlikler, özneleşme süreçleri, özgürleşme ve direniş olanakları, farklı biçimlerde kavranıyor.

Geleneksel insan hakları söyleminin paradokslarını aşmaya çalışmak yerine, “hakların siyaseten gücünü tanıyan, diğer yandan normatif işlevlerine dair sürekli soru soran, öz-eleştirel, pratik bir tutum”un peşine düşen bu kitap, insan haklarının siyasi değerini yeniden düşünmeye bir çağrı aynı zamanda. Çağdaş düşündeki insan haklarına eleştirel yaklaşımlarla tanışmak ve özcü olmayan bir hak siyasetinin imkânı üzerine düşünmek için güçlü bir davet…

 275,00  206,25
Görüntüle